Divan-ı Hikmet

Divan-ı Hikmet- Ahmet Yesevi

Pir-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevi Hazretleri’nin Divan-ı Hikmet’ini Turaneli.Net’te okuyabilirsiniz…

Hoca Ahmed Yesevi Türk dünyasının manevi hayatında asırlardır tasarrufu devam eden ve “Pir-i Türkistan”, “Hazret-i Türkistan” namı ile anılan büyük bir Türk mutasavvıfıdır. O, kendi adıyla anılan Yeseviyye tarikatının esaslarını belirlemiş ve bugün bütün dünyada büyük bir yaygınlığa sahip Nakşbendiyye tarikatını da çeşitli şekillerde etkilemiş bir mürşid-i kamildir. Ahmed Yesevi’ye atfedilen menkıbeyle karışmış kerametleri Kaşgar’dan Balkanlar’a kadar bütün Türk yurtlarında yayılmıştır. Bugün Kazakistan’ın tarihi ismi Yesi olan ancak Sovyet döneminde Türkistan adı verilen şehrinde yer alan türbesi, bugün de Türkistan’ ın manevi merkezi olarak kabul edilmektedir.

Hatim Kampanyası- Bir cüzde siz alın…

İçinde bulunduğumuz mübarek günlerin feyz ve bereketinden nasiplenebilmek için Hatim kampanyası başlatıyoruz. Bir rakam hedeflemiyoruz. Mühim olan bu yolda ilerlemek. Kadir gecesinde Toplu dualamak üzere… Bismillah diyoruz… Mevlam Şimdiden kabul etsin…

Cüz almak için tıklayınız…

Yusuf İle Züleyha

ŞİMDİ DEPRESYON SON MODA

Dipteyim, sondayım, depresyondayım…

Şimdi depresyon son moda

İstanbul Bilgi Üniversitesi psikolojik danışmanlarından Filiz Yurtseven, “Çoğu insan hayatının bir döneminde depresif duygular hissetmiştir. Mesela mutsuz olmuştur. Aslında günümüzde “mutsuzluk” duygusunun gençler tarafından muteber bulunmadığına tanık olmaktayız. Gençlerimiz birkaç gün kendilerini mutsuz hissettiklerinde kolayca “depresyon” etiketi yapıştırabiliyorlar.Ve bu durumu kullanabiliyorlar. Oysa depresyon klinik açıdan bir hastalığı anlatır bize ve hayattan keyif alamama, mutsuz ve çökkün hissetme, boşluk ve anlamsızlık duyguları, yeme ve uyku problemleri gibi sorunları uzunca bir dönem, en az bir ay süreyle ve yoğun olarak yaşamayı gerektirir. Bütün bunlardan kişinin günlük yaşamı da olumsuz yönde etkilenir.” diyerek depresyonun söylediğimiz kadar basit bir hastalık olmadığına vurgu yapıyor.

Ağlama krizleri, hayattan tat alamama, üzüntü, umutsuzluk, değersizlik ve bunları takip eden o ciddi soru depresyonda mıyım? Sık sık kullanır olduğumuz ‘depresyondayım’ cümlesinden yola çıktık ve depresyonun aslında nasıl bir hastalık olduğunu araştırdık. İlginç olan durum, aleyhimize olan bu ruh halini lehimize çevirdiğimiz ve ‘mutsuzum’ cümlesi yerine ‘depresyondayım’ cümlesini kullanır olduğumuzdu. Peki, ama gerçekte depresyonda mısınız? Depresyon nedir? Nasıl tedavi edilir? Mutsuzluğunuzu bir kenara atın ve buyurun cevaplara… Yüzlerce gence danışmanlık desteği veren Yurtseven; gençlerin kendilerine özgü motifleri, kültürleri, ilgileri, değerleri ve hatta dilleriyle ayrı bir dünya oluşturduklarını dile getiriyor. Genç, “ben kimim”, “değerlerim neler”, “amaçlarım neler”, “hayatın anlamı nedir” gibi sorularla kişiliğini oluşturmaya başlıyor. Bu dönemde gençleri bekleyen temel bazı gelişimsel işler var. Yaşıtlarıyla olgun ilişkiler kurmak ve sürdürmek, erkek ve kadın toplumsal rolünü başarmak, anne-babasından duygusal bağımsızlığını kazanmak, bir meslek seçmek ve ona hazırlanmak ve yaşamına yön veren kendi değer sistemini oluşturmak gibi zor sorumluluklar bunlar. Ailesinin, arkadaşlarının, sosyal grupların, okulun, medyanın sunduğu sosyal ve kültürel mesajları anlamlı bir bütünlük içinde değerlendirip özümseyen ve bunun yanı sıra istediği kişiliğe ulaşma yolculuğunda kendinden emin olmaya başlayan, kendiyle barışık gençler kendilerini sağlıklı ve güçlü hissederler. Ancak bu zorlu dönemde bazı gençler gelecek korkusu, yabancılaşma, kimlik bunalımı, sosyal sorunlar, yalnızlık, stres, güvensizlik ve tabii bütün bunların neden olabileceği depresyon gibi bazı psikolojik zorluklar yaşayabilmektedirler.

Depresyonda olup olmadığınızı TEST EDİN!

Hayat tek bir renkten ya da düz bir çizgiden oluşmaz. Herkesin hayatında doğal iniş-çıkışlar vardır. Zaman zaman hissedilen depresif duygular, kişinin ilişkilerini ve gündelik yaşamının kalitesini fazla etkilemez, yaşadığımız stresli durum değiştiğinde de ona bağlı olarak ortadan kalkar ve hayatımızdaki pozitif gelişmelere bağlı olarak da düzelirler. Klinik açıdan bahsedilen depresif durum hem yoğunluğu hem de süresi açısından bu duygulardan bağımsızdır. Depresyon yaşayan insanlar aşağıdaki belirtilerin çoğunu en az bir ay süreyle, yoğun olarak yaşar:

Kişi kendini üzgün, kederli, hüzünlü, neşesiz, mutsuz, çaresiz, sinirli, çökkün ve boşluktaymış gibi hisseder.

Hiçbir şeyden zevk alamaz ve eskiden zevk aldığı hiçbir şey de zevk vermez artık.

Enerjisi azdır, yorgun ve bitkin hisseder.

İştahı değişir ve genellikle kiloda belirgin değişiklikler olur.

Hiç uyuyamaz ya da çok fazla uyur.

İşe ya da yaptığı etkinliklere karşı ilgisi olmaz.

Sosyal açıdan içine kapanır ve genel olarak sosyal ilgileri kaybolur.

Bir şeylere odaklanmada ve bir karar vermekte zorlanır.

Değersizlik, suçluluk duygusu, karamsarlık ve umutsuzluk duyguları yoğundur.

Tekrarlayan ölüm düşünceleri ve bazılarının intihar girişimleri veya planları vardır.

Neden SİZ!

Depresif duygu durumu yaygın olarak görülür. Bu sizin normal büyüme ve gelişimsel süreçlerinizin ve bu sürece eşlik eden stres faktörlerinin bir parçasıdır. Eğer sizin, özgüveni düşük, kendini sürekli eleştiren, hiçbir zaman güçlü yanlarını göremeyen ve yetersiz olduğunu düşünmeye eğilimli bir yaşam tarzınız varsa, öfke, kızgınlık gibi duygularınızı çevrenizdeki kişileri kaybedeceğiniz korkusuyla onlara değil kendinize yönlendiriyorsanız, kendi geleceğinizden beklentileriniz çok yüksek ise, yüksek standartlarınız varsa ve bunlara ulaşamadığınızda kendinizi hemen güçsüz ve çaresiz hissediyorsanız ya da en küçük hatalara bile toleransınız yoksa, etrafınızdaki insanların, özellikle anne-babalarınızın beklentileri çok fazlaysa ve bu beklentileri karşılamak neredeyse olanaksızsa, kişisel tarihinizde travmatik olay veya olaylar varsa, ihtiyacınız olan sevgi gösterilmemişse ve ilişkilerinizde insanların sizden sıkıldığını ve sizi sevmediklerini düşünme eğiliminiz varsa, bunlar ve bunun gibi kişilik özellikleri depresyona girmenize yol açabilir.

Ne yapmalı?

Duygularınıza ve düşüncelerinize kulak verin ve onları anlayabilmek için kendinize zaman tanıyın.

Olumsuz düşüncelerinizi sorgulayın, onlara teslim olmayın. Olaylara başka açılardan bakmak mümkün mü, başka biri bu durumda ne düşünürdü ya da yapardı gibi farklı pencerelerden bakmaya çalışın.

Bazı şeylere yeniden başlamak ve negatif düşüncelerinizi sorgulamak için kendinizi cesaretlendirin. Kendinizi kötü hissetmenize sebep olan yargılarınızla yüzleşin ve onlara karşı koymaya çalışın.

Kendinizi eleştirmekten ve suçlamaktan kaçının. Unutmayın ki kimse mükemmel değil, herkesin kendince yaşadığı ve zorlandığı durumlar var.

Aktif olmaya çalışın. Bir sonraki gün ne yapacağınızı düşünün, yapmak istediklerinizin listesini yapın, uygulayabileceğiniz planlar yapın ve ulaşılmaz hedefler peşinde koşmayın.

Gerçekçi olun. Sizin de olumlu özellikleriniz ve başardığınız şeyler var. Bunları bir çırpıda çöpe atmayın.

Sizi mutlu hissettiren, daha iyi hissettiğiniz zamanları düşünün ve nelerin işe yaradığını bulun ve hoşunuza giden bu şeyleri yapmaya çalışın. İlk zamanlar zor gelebilir bunu yapmak; ama zamanla bazı tatlar almaya başladığınızı göreceksiniz.

Sosyal kaynaklarınızı kullanabilmeniz çok önemli. Güvendiğiniz ve sevdiğiniz insanlardan destek alın, yalnız kalmamaya ve başkalarıyla iletişim kurmaya ve sürdürmeye özen gösterin.

Kendinize karşı sabırlı olun.

Her zorluğun ve zor sürecin kendinizle ilgili bir şeyler öğrettiğini unutmayın.

Depresyonunuzdan utanç duymayın ve gerekirse baş etme yöntemi olarak bir uzmana başvurmayı göz ardı etmeyin. Eğer ilaç tedavisi önerildiyse, ilaçlarınızı alın. Depresyon, günümüzde klinik açıdan tedavisi mümkün bir hastalıktır.

Osman Bey’in Nasihatı

 ”Ey oğul!

Her işten önce din işlerine dikkat et. Zira farizaya (farzlara) dikkat, din ve devletin güçlenmesine sebeptir. Din işlerini; dikkatli olmayan, itikadı bozuk ve doğru yoldan ayrılmaya yönelen, büyük günahlardan kaçınmayan, helala-harama dikkat etmeyen sefihlere ve ayrıca tecrübesiz kişilere bırakma, devlet idaresinde bu gibi kişilere iş verme!.. Zira yaratandan korkmayan, yaratılandan hiç korkmaz. Büyük günah işleyen ve bunu devam ettiren kimsede sadakat olmaz. Böyle kişilerin sadakati olsa ümmeti olduğu Peygamber-i Zişan’ın sadık tebligatı üzere hareket eder de şer’i şerifin dışına çıkmazdı. Zulümden, bid’atten sakın. Zulme ve bid’ate teşvik edenleri devletinden uzaklaştır. Çünkü böyleleri seni zevale uğratmış olurlar.

Daima cihad ile devletini genişletmeye çalış. Çünkü uzun zaman sefer olunmazsa askerin secaatine; reislerin ve kumandanların bilgi, tedbir ve malumatına ağırlık ve noksanlık gelir. Böyle sefer işlerini bilenler ölür gider de yerine tecrübesiz kimseler gelir, bu yüzden de bir çok hatalar meydana gelir ki, bundan da devlet büyük zararlar görür. Beytü’l-mali koru! Devletin servetini çoğaltmaya çalış!.. Şer’i şerifin ölçüsüne göre sana ait olana kanaatle, ihtiyaçlarından ve gerekli olanlardan başka lüzumsuz yere telef etme, israftan kaçın. Askerinle, malınla gururlanma. Zira onlar Allah yolunda cihad için milletin işlerinin yerli yerinde görülmesi ve cihana adalet ve fazileti yayman için vasıtadırlar.

Sadakatle Allah rızası için çalışan devlet erkanını koru!.. Vefatlarından sonra böyle kimselerin çoluk-çocuğuna bak, ihtiyaçlarını karşıla.!..Halkından hiç kimsenin malına tecavüz etme!.. Hak edenlere yardım ile iltifat elini uzat, böylelerinin yakınlarını sıkıntıdan kurtar. Askeri erkanı iyi koru!.. Alimler, fazıllar, sanatkarlar, edipler; devletin bedeninin gücüdür. Bunlara iltifat ve ikramda bulun. Bir kemal sahibi işitince onunla yakınlık kur, dirlikler ver ve ihsan eyle!.. Hükümetinde ulema, fazıl kimseler, erbab-ı maarif çoğalsın, siyaset ve din işleri nizam bulsun!..

Benden ibret al ki, bu diyarlara zayıf bir bey olarak gelip haketmediğim halde bunca inayet-i celile-i Rabbaniye’ye mazhar oldum. Sen de benim yolumdan git ve bu Din-i Muhammedi’yi ve ashabını, başka sana tabi olanları koru. Allah’ın (c.c) hakkını ve kulların hukukunu gözet!.. Ve senden sonrakilere böyle nasihat etmekten geri durma. Ve adalet ve insafa riayet ile zulmü kaldırmaya devam ile her bir işe teşebbüs de Allah’ın yardımına güven. Halkını düşman istilasından ve zulme uğratılmaktan koru!.. Haksız yere hiç bir ferde layık olmayan muamelede bulunma!.. Halkı taltif et, hepsinin rızasını kazan”.

OSMANLIDA İNTERNET

* GOREV CUBUGU: DEGNEK UL VAZIFE
* CIFT TIKLAMA: TIKIRTI UL TEKERRUR
* ADMINISTRATOR: SAHIP-UL EDEVAT
* SOFTWARE: EDEVAT UL YUMUSAK`
* HARD DISK:EDEVAT UL CIVANMERT
* ANTI SPYWARE : MUDAFA UL HAFIYE
* MOUSE: ZINDIK FARESI
* KLAVYE: TAHT UL HURUFAT
* POWER SUPPLY: KUVVET MACUNU
* MY DOCUMENTS – HAZINE I EVRAK
* INTERNET: ALLAME-I ULUL ARZ
* GOOGLE:KASIF-UL ALI
* GOOGLE EARTH:SEYR UL ARZ, KASIF UL ARZ
* DENETIM MASASI: SEHPA-I SALTANAT
* CD- ROM – PERVANE UL HAFIZA
* EKRAN: PERDE UL TEMASA
* KASA: KAIDE
* ENTER: DUHUL
* VIRUS: DEYYUS
* ANTIVIRUS – AKINCI
* MSN : ELCI
* HACKER: DEYYUS-UL-EKBER
* HATA RAPORU: MALUMAT-UL KABAHAT
* MAIL SERVER: DIVAN-UL MEKTUBAT
* MESSENGER: HAVADISCI
* CHAT : MUHABBET UL ZABI
* CTRL ALT DEL : HAS TIMAR ZEAMET

Miraç

Kâbe’nin de Sahibi Var, O Kâbe’yi korur…

Fil Suresi

Bismillahirrahmânirrahîm
1. Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi?
2. Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
3,4,5. Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.

******

Habeşistan Kralı Necâşi Ashame’nin, Yemen’e hükümdar tâyin ettiği Ebrehe b. Sabbah el-Eşrem, Mekke’ye giden kervan ve Kâbe ziyaretçilerini çekmek ve San’a şehrini ticaret merkezi haline getirmek üzere burada Kulleys veya Kalis denilen bir tapınak (kilise) yaptırdı. Ancak tapınağa gelen olmadığı gibi Fukaym kabilesine mensup bir Arap veya bir grup Arap kiliseye girerek pislediler. Bunu öğrenen Ebrehe çok kızdı ve Kâbe’yi yıkacağına yemin etti. Büyük bir ordu ve gayet iri cüsseli “Mamud” adlı fili önde olduğu halde Mekke’ye yöneldi. M.S. 570 veya 571 yılında altmış bin asker ve on yahut dokuz fille yola çıktı.

 

Kâbe’yi yıkmak üzere büyük bir orduyla gelen Yemen valisi Ebrehe’nin ordusuna saldıran kuşlar.

Ebâbil, Arapça’da “bölükler, sürü, sürüler” demektir. Kelime, Kur’ân-ı Kerim’de Fil sûresinin üçüncü âyetinde geçmektedir. Fil sûresinde olay şöyle anlatılmaktadır: “Görmedin mi Rabbin fil sahiplerine ne yaptı? Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? Üstlerine sürü sürü kuşlar gönderdi. Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atıyorlardı. Nihâyet onları yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptı.” (el-Fil, 105/1-5).

Bu olay Hz. Peygamber’in doğduğu yıl olmuş ve orduda bulunan fil/fillerden dolayı Araplar arasında “Fil Vak’ası”, geçtiği yıl ise “Fil Yılı” olarak meşhur olmuştur. Olay kaynaklarda şöyle zikredilmektedir:

Habeşistan Kralı Necâşi Ashame’nin, Yemen’e hükümdar tâyin ettiği Ebrehe b. Sabbah el-Eşrem, Mekke’ye giden kervan ve Kâbe ziyaretçilerini çekmek ve San’a şehrini ticaret merkezi haline getirmek üzere burada Kulleys veya Kalis denilen bir tapınak (kilise) yaptırdı. Ancak tapınağa gelen olmadığı gibi Fukaym kabilesine mensup bir Arap veya bir grup Arap kiliseye girerek pislediler. Bunu öğrenen Ebrehe çok kızdı ve Kâbe’yi yıkacağına yemin etti. Büyük bir ordu ve gayet iri cüsseli “Mamud” adlı fili önde olduğu halde Mekke’ye yöneldi. M.S. 570 veya 571 yılında altmış bin asker ve on yahut dokuz fille yola çıktı. (İbnü’l-Esir, el-Kâmil fi’t Târih, Nşr: Tornberg, Beyrut 1965, I, 442).

Ebrehe yolda Yemen kralı Zû Neferi bozguna uğrattı, ardından Has’amlıları yendi ve bunların Nufeyl b. Nubeyb adındaki liderinin hayatını bağışlayarak kendisine Mekke’ye gidişte rehber yaptı. Taif’teyken Sakif’liler tanrıları Lât’ı korumak uğruna Ebrehe ile işbirliğine yanaşıp Ebû Regal’i ona rehber olarak verdiler. Ebrehe’nin fillerin desteğindeki muazzam ordusunun karşısında hiçbir ordu dayanamadı ve Kureyş’liler bu gelişe bakarak Kâbe’nin yıkılacağına kesin olarak inanmaya başladılar.

Abdülmuttalibin Ebrehe ile Görüsmesi

Mekke yakınında Mugammes denilen yerde Ebrehe ordusu çadırlarını kurdu ve çevredeki Mekke’lilere âit develeri yağmaladılar. Burada, Ebû Regal öldü. Develerin içinde Abdülmuttalib’in de iki yüz devesi vardı. Ebrehe’nin elçisi Hınata el-Himyeri Mekke’ye giderek Kureyş’lilerin ileri gelenleriyle görüştü ve “Kâbe’yi tavaf etmeyi bıraktıkları takdirde onlara saldırmayacaklarını” söyledi. Onlara sadece Kâbe’yi yıkmak için geldiklerini, kendileri ile savaşmayacaklarını bildirdi (İbnü’l-Esir, a.g.e., s.443).

Abdülmuttalib, “Biz onunla savaşmak istemiyoruz, buna gücümüz de yetmez. Orası Beytullah’tır, eğer korursa O (Allah) Harem’i korur” dedi; develerini görüşmek üzere Ebrehe’nin yanına vardı. Abdülmuttalib’e iyi davranan ve önce onu takdirle karşılayan Ebrehe, Abdülmuttalib develerini isteyince şöyle dedi: “Seni ilk gördüğümde gözüme büyük bir şahsiyet olarak görünmüştün. Ama sen Kâbe’nin korunmasını isteyeceğin yerde develerinin peşine düşünce gözümden düştün.” Abdülmuttalib, “Ben develerin sahibiyim. Kâbe’nin de sahibi var, O onu korur” dedi.

Abdülmuttalib develerini alıp Kureyş’lilerin yanına döndü, onlara olup biteni anlattı ve hepsi, muhtemel bir katliâma karşı Mekke’den ayrılıp dağlara çekildiler.

Fillerin Yere Cökmesi

Sabaha karşı Ebrehe, Mekke’ye ilerledi. Mamud denilen büyük fil, şehre yaklâşınca yere çöküverdi; kalkması için çok uğraştıkları halde kalkmadı. Öteki fillerin de, Kâbe yönünde sürüldüklerinde yere çöktükleri, başka bir yöne yöneltildiklerinde koşarak kaçmaya çalıştıkları görüldü. Bu mucizeyi olayın sıhhati Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Kusva adlı devesinin Mekke yakınlarında çökmesi olayında, Nebi (s.a.s.)’in söylediği sözlerle sâbit olmuştur: Devesi çökünce Rasûlullah’ın ashâbı, “Deve çöktü” dediğinde, Rasûlullah; “Hayır, Kusva çökmedi, yalnız onu ‘Fili engelleyen’ engelledi” buyurmuştur. Buhâri ve Müslim’de, Rasûlullah (s.a.s.)’in Mekke’nin fethi günü şöyle dediği nakledilmektedir: “Yüce Allah filleri Mekke’ye girmekten alıkoydu. Ama Rasûlünü ve mü’minleri oraya gönderdi. Dün olduğu gibi bugün de oranın hürmeti iâde olmuştur. Dikkat edin, hazır olan olmayana bildirsin. “

Kuşlarn Ebrehe Ordusuna Saldirmasi

Ebrehe ordusu Mekke’ye girerken deniz tarafından, dahâ önce o bölgede hiç görülmemiş, kırlangıca benzer kuş sürüleri bir anda ortaya çıkarak Ebrehe ordusuna saldırdılar. Gaga ve pençelerinde taşıdıkları taşları ve çamurdan balçıkları askerlerin üzerine bıraktıklarında onlar, kurumuş, paramparça olmuş ağaç yaprakları gibi dağıldılar. Rehberleri Nufeyl kaçtı, askerler kuş saldırısında telef olup feci şekilde öldüler; yolda kalanlar, geriye dönenler de helâk oldular. Mekke’liler bu mucizeyi dağlardan seyrederken Allah’ın irâdesi karşısında hayret ve dehşet içindeydiler. Ebrehe, bu saldırıda etleri parçalanmış, çürümüş halde San’aya dönerken, Hasm kabilesinin yaşadığı bölgede göğsü ikiye yarılarak acıklı şekilde öldü (Kadı Beydâvî, Envârü’t-Tenzil, Fil Sûresi tefsiri).

Kuşlar ve attıkları taşlar hakkında çeşitli rivâyetler vardır. Bu olay Rasûlullah’ın dünyaya geldiği yılda vukû bulduğundan, Peygamberimizin ilk mucizelerinden sayılmıştır. Muhammed b. İshak ve İkrime o yıl çiçek hastalığının Mekke’de yaygınlaştığını söylemişlerdir. Muhammed Abduh (v. 1905) bu rivâyetlerden hareketle Kur’ân’da geçen “Tayran Ebâbile” ifâdesiyle kastedilenin “sinekler” olduğunu ayaklarında salgın hastalık mikrobu taşıyan sinek sürülerini Allah’ın, Ebrehe ordusuna musallat kıldığını belirtmektedir. Yeryüzünün en ihtişamlı ordusu ve hayvanları (filleri) ile gelen Ebrehe ve ordusunu Allah, bir ibret olsun diye gözle görülemeyen küçük canlılarla mikroplarla helâk etmiştir. Bu görüşü yukarıda zikrettiğimiz gibi daha önce ilk siyercilerden Muhammed b. İshak da kaydetmiştir.

Bu tefsirde önemli olan husus; Muhammed Abduh, Reşid Rıza, ve diğer bazı müfessirlerin, Allah’ın, olağanüstü, fevkalâde, harikulâde mucizesi ile bu Allah düşmanı orduyu helâk edişini dile getirmeleridir. Tefsirlerde kuşların mâhiyeti hakkında değişik görüşler bulunmaktadır. İbn Abbas ile Dahhak, Ebâbil’i “birbiri arkasından gelenler” diye yorumlamışlardır. Hasan-ı Basri ile Katâde, “çok” mânâsına; İbn Zeyd “çeşitli, sağdan soldan gelenler” mânâsına; Mücâhid, “toplu halde arka arkaya gelen” mânâsına geldiğini söylemişlerdir. Kuşların, bölük bölük, karışık türde oldukları anlaşılmaktadır. Rivâyetlerde kuşlar; kırlangıca, kekliğe, sığırcığa, yarasaya, hatta “zümrüdü anka”ya benzetilmektedir .

“Siccil” kelimesi, taş ve çamur demektir. Yahut, çamurla sıvanmış taş anlamına gelir. “Asf” kelimesi, ağaç yaprağı anlamına gelir. Haşerelerin ağaç yaprağını yiyip ufalttıklarında yaprak yenik yenik hale gelir ki, sûrede anlatılmak istenen budur.

Sûrenin anlamı; Allah’ın, Kâbe’nin müdafaasını müşriklere bırakmadığını, saldırganları alışılmadık şekilde helâk ettiğini bize anlatmaktadır.

Olayın Gerceklestigi Yer

Fil olayı, Müzdelife ve Mina arasındaki Muhassab vadisi arasında bulunan Muassıb’da meydana gelmiştir. Müslim ile Ebû Dâvûd, Câbir’den rivâyetle onun şöyle dediğini yazarlar: “Rasûlullah Müzdelife’den Mina’ya hareket ettiği zaman Muassıb vadisin de hızlanmıştı.” İmam Nevevî bunu şöyle izah etmiştir: “Ashâb-ı Fil olayı burada cereyan etmiştir. Onun için, sünnet olan, hacıların buradan hızla geçmesidir” (Mevdûdî, Tefhimul Kur’an Trc: Muhammed Han Kayanı ve diğerleri, İstanbul 1988, VII, 238)

İmam Mâlik de Hz. Peygamber’den, “Müzdelife durma yeridir, ama Muassıb vadisinde durulmamalıdır” hadisini nakleder.

Müşrik Kureyşlileri bu olay o kadar etkilemiştir ki, üç yüz altmıştan fazla Kâbe putunu unutup yedi yahut on sene Allah’a tapmışlardır. Fil sûresin de Allah, Ashâb-ı Fil’in acı âkıbetinin fecâatine sadece ana hatlarıyla değinmiş ve müşriklere, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in dâvetine karşı çıktıklarında, onların başlarına gelebilecek acıklı azabı hatırlatmıştır.

Kaynak: İslam Tarihi

Miraç Kandiliniz Mübarek Olsun…

Miraç Kandiliniz Mübarek Olsun...

“Kürtaj Vahşettir!..” Özel Bölümü Açıldı…

Neden bu bölümü hazırladık?

Kurtaj Vahşettir!.. Tıklayınız...
Turaneli.Net olarak yayın hayatına başladığımız günden bu yana, toplumsal sorumluluk taşıyarak ziyaretçilerimize faydalı olmaya, yaptığımız yayınlarla da Türk-İslam aile yapısına katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Gördük ki Kürtaj Batılı devletlerde olduğu gibi ülkemizde de gitgide artmakta ve ilerde Türk-İslam medeniyet hamlesini yapacak nesillerin yetişmesinin önüne engel teşkil etmektedir. Sorumlu yayın anlayışımız gereğince konuyu çeşitli yönleri ile inceledik. Hazırladığımız diğer bölümlerde olduğu gibi bu bölümde de faydalandığımız kaynakların güvenilir olmasına özen gösterdik.

Kürtaj Vahşettir!.. Özel Bölümüne gitmek için tıklayınız…